David Hilbert, 23 Ocak 1862'de Königsberg'de doğdu. Lise yıllarında matematiğe derin bir ilgi geliştirdi; Königsberg Üniversitesi'nde doktorasını tamamladıktan sonra burada öğretim üyesi olarak kaldı. Genç yaşta ürettiği çalışmalar, özellikle değişmezler teorisindeki devrimci yaklaşımı, onu kısa sürede tanınan bir isim yaptı.
1895'te Felix Klein'ın daveti üzerine Göttingen Üniversitesi'ne geçti. Burası, Hilbert'in ölümüne dek mesleğini sürdüreceği, dünyanın matematik başkentine dönüştüreceği yer oldu. Gauss, Riemann ve Dirichlet'in de yurdu olan Göttingen, Hilbert önderliğinde 20. yüzyılın ilk otuz yılında matematiğin küresel merkeziydi.
1900 Paris Matematik Kongresi'nde Hilbert, 20. yüzyıl için 23 açık problem sundu. Bu liste, o yüzyılın matematik araştırma gündemini büyük ölçüde belirledi. Problemlerin bir kısmı çözüldü, bir kısmı hâlâ açık:
Hilbert Uzayları: Sonsuz boyutlu iç çarpım uzayı kavramını geliştirdi. Kuantum mekaniğinin matematiksel dili olan bu yapı, bugün fizik, mühendislik ve veri biliminin temel aracıdır.
Değişmezler Teorisi: Hilbert'in ilk büyük başarısı, o güne kadar çözülemeyen sonlu üretim teoremine varoluş ispatı getirmesiydi. Paul Gordan buna "Bu matematik değil, teoloji!" dedi; Hilbert güldü ve doğruladı.
Geometrinin Temelleri (1899): Öklid geometrisini modern aksiyomatik sistemde yeniden kurdu; matematiğin titiz temellendirilmesinin şablonunu oluşturdu.
1920'lerde Hilbert, tüm matematiği eksiksiz, tutarlı ve karar verilebilir bir aksiyom sistemi üzerine inşa etmeyi hedefleyen "Hilbert Programı"nı başlattı. Temel soru şuydu: Matematiğin her doğru önermesi ispat edilebilir mi?
1931'de genç Kurt Gödel, iki eksiklik teoremiyle bu programın imkânsız olduğunu kanıtladı: yeterince güçlü her tutarlı sistem, kendi içinde ispat edilemeyen doğru önermeler barındırır. Hilbert bu sonucu büyük bir hayal kırıklığıyla karşıladı; ama program beraberinde mantık, bilgisayar bilimi ve temel matematikte devasa bir araştırma dalgası getirdi.
14 Şubat 1943'te 81 yaşında Göttingen'de hayatını kaybetti. Mezar taşına kendi sözleri kazındı: "Wir müssen wissen, wir werden wissen."