Olasılık Teorisinin Doğuşu
Uzun yıllar boyunca matematik kesinliklerin bilimiydi. Sayılar nettir, doğrular kesindir, sonuçlar tartışılmaz. Belirsizlik ise matematiğin değil, kaderin alanı sayılırdı. Ta ki insanlar “ya şöyle olursa?” diye sormaya başlayana kadar.
Zar Masasında Doğan Soru
17. yüzyıl Fransa’sında kumar sadece bir eğlence değil, ciddi bir uğraştı. Zarlar atılıyor, kartlar dağıtılıyor ve büyük paralar el değiştiriyordu. Ünlü kumarbaz Chevalier de Méré, bazı oyunların beklendiği gibi sonuçlanmadığını fark etti.
“Dört zar attığımda mutlaka bir altı gelmeli,” diye düşünüyordu. Ama pratikte işler böyle yürümüyordu. Bu bir şans meselesi miydi, yoksa hesaplanabilir bir şey mi?
Pascal ve Fermat’ın Mektupları
De Méré, dönemin büyük matematikçilerinden Blaise Pascal’a danıştı. Pascal da sorunun önemini fark ederek Pierre de Fermat ile mektuplaşmaya başladı. Bu mektuplarda masum görünen ama devrimci bir soru vardı:
“Bir oyunda kazanma ihtimali adil bir şekilde nasıl hesaplanır?”
İki matematikçi, olası tüm sonuçları tek tek sayarak, belirsizliği ilk kez matematiksel bir düzene oturttu. 1654 yılı, olasılık teorisinin doğum yılı oldu.
Rastgeleliğin Düzeni
Olasılık teorisi şunu gösterdi: Tek tek olaylar tahmin edilemez olabilir, ama çok sayıda deneme yapıldığında sonuçlar belirli bir düzene yaklaşır.
Bir para atışında sonucu bilemezsin, ama bin atış sonunda yazı ve turanın sayısı dengelenir. Rastgelelik kaotik değil, istatistiksel olarak düzenlidir.
Kumar Masasından Hayata
Zamanla olasılık teorisi kumar masalarını terk etti. Sigortacılıkta, nüfus hesaplarında, hastalıkların yayılımında, hatta astronomi ve fizikte kullanılmaya başlandı.
Artık soru zarın ne geleceği değil, geleceğin kendisinin nasıl anlaşılacağıydı.
Modern Dünyanın Gizli Matematiği
Günümüzde olasılık teorisi; yapay zekâdan finans piyasalarına, hava durumu tahminlerinden kuantum fiziğine kadar modern dünyanın temel taşlarından biridir.
İnsanlık kesinlik ararken, matematik ona belirsizlikle yaşamayı ve onu yönetmeyi öğretti.
Hikâyenin Özeti
Olasılık teorisi bir filozofun masasından değil, bir kumarbazın şüphesinden doğdu. Bir zarın masada yuvarlanmasıyla başlayan bu hikâye, bugün geleceği anlamaya çalıştığımız en güçlü araçlardan biridir.